News

'KARMA Tutku Nesneleri' izleyici ile buluşmaya hazır September 07 2018, 0 Comments

 

Uzun bir yaz arasından sonra şehre döndük ve ilk sergimize hazırlanıyoruz. 

Öncelikle tasarımcısı için bir tutku nesnesi. Bu KARMA sergide tasarımcılar tutku ile yaklaştıkları, zanaat ile tasarımı birleştiren işlerini sergileyecekler. Sergiye katılan beş tasarımcı farklı malzeme ve tekniklerle çalışıyor; bazen geçmişten, bazen coğrafyadan ya da üretim sürecinden ilham alıyor. Tasarımlar zanaatkarların atölyelerinde hayat buluyor. Bu birliktelik her iki taraf için farklı üretim disiplinleri hakkında devam eden bir eğitime işaret ediyor. Çıkan işler izleyen için de birer tutku nesnesine dönüşmeye hazırlar.

Bu bir araya gelişin, farklı dünyaların, nesnelerin, üretmenin ve hayallerin sinerjisini KARMA bize sunacak.

Buket Hoşcan Bazman

Plus

Plus yan sehpa, geometrik formu ve kendine özgü renkleri ile dinamik iç mekan kompozisyonları yaratmak için tasarlandı.

Gövdesi ve üst yüzeyinin bir kısmı boyalı metalden oluşurken, diğer kısım ahşap, cam, mermer gibi malzemeler ile kişiselleştirilebilir.

Rezzan Hasoğlu

Idyllic Summer: Filigrana ve incalmo teknikleriyle üfleme cam

Osmanlı İmparatorluğu’nun 3. Selim döneminde (18.yy civarı) Venediklilerin geliştirdiği filigree cam tekniğini adapte etmiş ve tipik mavi-beyaz haliyle Çeşm-i Bülbül cam tekniği olarak uyarlamıştır. Çeşm-i bülbül camları Osmanlı döneminde hediyelik olarak ve sofralarda kullanılmıştır. Idyllic Summer Collection bu geleneksel cam üfleme tekniğini yeni bir form dili ve işlev ile sonraki nesillere kültürel miras olarak aktarmaktadır.

Bütün parçalar İstanbul’daki cam ustaları tarafından elde üretilmiştir.

DUO: Doğal kumlarla birleştirilmiş üfleme cam

Bu yıl içerisinde yapılan DUO Koleksiyonu ikilik fikrinden yola çıkarak oluşmuştu. İki kişinin üretim sürecinde birlikte çalışması, iki çeşit kumun kullanılması, çift cam ve iki parçanın birleşiminden oluşan ürünler yer almaktadır.

Sand to Glass serisinin devamı olan koleksiyonumuz, kumları projenin parçası olmak isteyen katılımcılarımız sayesinde gelişmeye devam etmektedir.  Delikli Koy, Dubai çölü, Costa Rica, Miami, Alaçatı ve Cunda kumları kullanılmıştır.

Begüm Cana Özgür

Haze: El dokuması kilim, yün

HAZE kilimleri, renkler arasında yarattığı etkileşim ile kilim yüzeyinde transparanlık-opaklık illüzyonları yaratıyor. Geleneksel kilim dokuma tekniklerini adapte ederek geliştirilen bu grafik anlatım, Anadolu'nun yetiştirdiği zanaatkar kadınlarımızın ellerinden çıkıyor.

Flakes: Tekstil tasarımı, yün

FLAKES, minik keçe topların ipe dizilerek bir araya getirilmesiyle oluşturulan, dokunsallığı güçlü bir battaniye tasarımı. Özel bir ustalık gerektirmeden, mümkün olduğunca fazla kadını üretim sürecine dahil etmeyi amaçlayan bir ürün olarak ortaya çıkıyor.

Lotus: Yer koltuğu, yün ve viskon karışımı

Göçebe Türk kültüründe halıların üstelendiği mekânsal fonksiyonlardan ilham alan LOTUS, 2 boyutlu bir halının 3. boyuta taşınmasıyla, bir yer koltuğuna dönüşüyor. Form referansını ise içe dönük bir yoga pozu olan Lotus oturuşundan alarak, konvansiyonel oturma pozisyonlarının ötesinde, kendi mekanını tanımlayan, esnek bir dinlenme alanı öneriyor.

Bilge Nur Saltık

Shimmer Mumluk

Shimmer Mumluk Bilge Nur Saltık tarafından yakamozdan ilham alarak tasarlandı. Üç kat camın birbirine pirinç vidalarla sıkıştırılmasından oluşan Shimmer’ın her bir katmanı farklı yöne verev desenlerle elde işleniyor. El yapımı desenlerden yansıyan ışık shimmer mumluğun gövdesinde illüzyonlar oluşturuyor.

Ripple Espresso Cups

Ripple kahve fincanları Bilge Nur Saltık tarafından eski Yunan dorik kolonlarından ilham alınarak tasarlandı. Ripple fincanlar 3D baskı yöntemiyle basıldı ve seramik kalıpları oluşturuldu. Yatay ve dikey desenlerden oluşan Ripple fincanlar üst üste istiflendiğinde mini kolonlar oluşturuyor.

Dot

Bilge Nur Saltık tarafından Uniqka markası için tasarlanan Dot serisi derinin materyal olarak potansiyeline odaklanıyor. Materyal olarak geçirgen olmayan, fakat dış etkilerden devamlı etkilenen ve değişen deriyi camla destekleyerek hazneye dönüştüren Dot serisi geometrik desenlerle içinde sakladıklarına gözlem delikleri açıyor. Geometrik desenlerle deriye geçirgenlik sağlayan tasarım bir nevi malzemeye yeni bir özellik ekliyor.

Natürel haliyle kullanılan deri elde atılan dikişlerle birleştiriliyor ve varla yok arası strüktürel camla bir araya geliyor. İki ebatta sunulan Dot serisi vazodan kalemliğe ve mumluğa çok amaçlı bir hazne.

Posta

Posta serisi Bilge Nur Saltık tarafından Uniqka markası için tasarlandı. Posta, levha olarak gelen deri materyalini sade ve elegant, üç boyutlu saklama ünitesine dönüştürüyor. Materyalin gücünü ve dayanıklılığını kullanan Posta’da, özel kesim deri üç noktadan zarf gibi katlanarak pirinç detaylarla birleştiriliyor. İki boyutuyla dergilikten kalemliğe birçok işlev üstlenen Posta, yaşam alanlarınıza uyum sağlamak için tasarlandı.

Ömür Tokgöz

‘Utopia-distopia’: Porselen

İnsan ve ürettiği nesneler bütünü olarak kent.

İnsan ve insanın ürettiği nesneler bütünü olarak kent; önce özgürlük sonra bağımlılık ardından da güvensizliğe dönüşen bir mekan olarak hayatımızın merkezinde duruyor.

Son 10 yıldır insan-nesne-mekan bütünü olarak kent içinde insanın konumunu anlamaya çalıştığım fotoğraflar çekiyorum.  

‘In-visible cities’bu fotoğraflardan oluşuyor.  

‘Kent biçimini karşısında durduğu çölden alır’ * diyen ‘Utopia-distopia’ise sonucunu izleyicinin kendisine bırakan bir seri.

*Görünmez Kentler , Italo Calvino

4. Istanbul Tasarım Bienali ile paralel etkinlik olan sergiyi gezmek için 20 Eylül - 20 Ekim 2018 arasında sizleri ECNP Galeri'ye bekliyoruz.


Kozmik Disko... December 11 2017, 0 Comments

Perşembe akşamı Ela'nın yeni işlerini sergilediği Kozmik Disko sergisinin açılışını yaptık. Yeni mücevher koleksiyonları Lucy ve Karalama'ın yanı sıra resimlerini ve eşarplarını sergiliyoruz.

Türkiye Tasarım Haftası'nın ardından... November 15 2017, 0 Comments

8-12 Kasım arasında gerçekleşen Design Week Turkey ve 9 Kasım'da ECNP Galeri'de açtığımız Collectible Design sergisi sayesinde tasarım dolu bir hafta geçirdik.

Lütfi Kurdar'da düzenlenen Türkiye Tasarım Haftası'nda tasarımcıların, yerli ve yabancı tasarım ofislerinin, sanatçıların, üniversitelerin tasarım okullarının, tasarım platformlarının sergileri yer aldı. Bunların yanı sıra endüstriyel tasarım, moda, görsel iletişim tasarımı, mimari gibi alanlarda tanınan isimlerin panel ve konferansları gerçekleştirildi.

Mücevher dışı işlerimizle katıldığımız iki sergiden ilki 'Türk Tasarımının Genetik Kodları' idi.

Türk zanaat ve sanat kültürünün yarattığı zenginlik, Türk sanayisi ve yaratıcı Türk tasarımcılarının elinde eşsiz ürünlere dönüşüyor. Dönüşen bu ürünler, “Türk Tasarımı'nın” genetik kodlarını oluşturuyorlar ve gelecekteki tasarımcılara ilham veriyorlar. Design Week Turkey'de sergiler kısmında yer alan 'Türk Tasarımının Genetik Kodları', bu ürünlerin seçkin bir derlemesinden oluşan özel bir koleksiyon olarak tasarlandı. Koleksiyon, ziyaretçilere Türk kültürüne ait objelerin ünlü tasarımcılar tarafından yeniden tasarlandığında farklılaşarak global tasarım dünyasında nasıl öne çıktığını gözler önüne sermeyi amaçladı. Gencer Uçar'ın küratörlüğündeki sergide Nazan Nazarlık ve Yaprak Vazolar'ı, Ela ise Shish-Dish ile yer aldı.

 

Design Week kapsamındaki bir diğer sergi Adorno idi. Sergi yerel camialarını tanımlayan tasarımcı işlerine yer verecek şekilde kürate edildi. Sergide, Sao Paolo, İstanbul, Kopenhag, Amsterdam, Brüksel, Milan, Barcelona, Mexico City, Madrid, Berlin ve Londra gibi farklı metropollere yayılan Adorno Uluslararası Tasarım İşbirliği’nin değerli üyeleri olan tasarımcılar aracılığıyla, yükselen trendler hakkında birinci elden bilgi vermeyi ve kültürel çeşitliliğin ve farklılığın, tasarım üzerinden keşfedilmesini sağlamayı amaçladı.

 

Katılan tasarımcılar: Tim van Cromvoirt(nl), Kiwi Bravo(es), Jordi Canudas(es), Jorge Manes Rubio(es), Tomas Kral (es), Zascho Petkow(de), Philipp Weber(de), Linde Freya(be), Kevin Oyen(be), Gurli Elbaekgaard(dk), ClibKlap(dk), Kristine Engelbrecht(dk), Nilufer Kozikoglu(tr), Sema Topaloğlu(tr), Ela Cindoruk (tr), Defne Koz (tr), Özlem Yalım (tr), Ayres (tr), MX(mx), Perla Valtierra (mx), Analogia Project(it), Paolo Ulian(it), Gionata Gatto(it), Carol Gay(br), Ines Schertel(br), Allegri de Fogale (uk), Utopia and Utility(uk).

11 Kasım tarihinde de Ayşe Coşkun Orlandi'nin moderatörlüğündeki 'Tasarım ve Zanaat Eksenli Tartışmalar #1: Usta Tasarımcılar, Tasarımcı Ustalar' paneline katıldık. Sahneyi değerli akamedisyen Prof. Alba Cappellieri, tasarımcı/usta Arman Suciyan ve Kapalıçarşı'dan usta Rafi Şadıyan ile paylaştık. Türkiye'de ve dünyada mücevher tasarımının önündeki süreci ve Kapalıçarşı geleneğinden gelen ustalar ile okullu tasarımcıların beraber yaratıp ürettiği bir dünyayı hayal etmeye çalıştık.


Collectible Design sergisinin açılışını yaptık. November 10 2017, 0 Comments

 

Tasarım objeleri günlük hayatımıza yeni malzeme, şekil ve teknikleri getirdiği için oldukça önemli. Yatırım aracı olarak düşünüldüğünde ise, bu tasarım objelerinin yaratıcılığı, özgünlüğü, nadir bulunmaları ve tarihsel değerleri, el işçiliğinin kalitesi ile birlikte kilit unsurlar olarak öne çıkıyor.

Seramik, mermer ve bronz gibi Türkiye’de çokça bulunan malzemeler tasarım objeleri için oldukça önemli. Fakat tasarım objeleri ile ilgilenebilmek için insanların Türkiye’de olmayan, tasarımın önemine ilişkin kültürel ve tarihsel farkındalığa sahip olmaları gerekiyor. İşte bu yüzden, Türkiye’nin ilk “Collectible Design” sergisini oluşturduk. 

Türkiye'de kadın tasarımcılar yakın zamanlarda ön plana çıkabildi. Kendi markalarının ve objelerin tasarımıyla birlikte, üretimi ve satışı da kendileri yaptıkları için bu imkanları kendileri yarattılar. Sema Topaloğlu, Nilüfer Kozikoğlu, Özlem Yalım ve Ela Cindoruk gibi bu önemli gelişmelerin önde gelen isimlerinin “collectible” olarak nitelendirebileceğimiz objelerini bu sergide sunuyoruz. Bazen kendi elleriyle zanaat üretimi içinde bulanan tasarımcılar büyük uğraşlarla aynı zamanda bu objelerin tanıtım ve satışını da üstlendiler.

Ayrıca onlardan sonra, gelen yeni nesil tasarımcıları Türkiye’de tasarım ve üretim dinamiklerine farklı bir yaklaşım getirdikleri için sergiliyoruz. Melike Altınışık, Gözde Kavalcı Eren, Mevce Çıracı ve Buket Hoşcan Bazman çalıştıkları tasarım ofisleri içinde teknik ve tasarımı birleştirerek zanaat ve dijital fabrikasyonu kullanarak yeni nesil tasarım objelerinin üretim süreçlerini üstlendiler. Sergide bir önceki nesilde zanaate verilen önemi bu tasarımcıların objelerinde de görebiliyoruz. 20 – 30 yıl sonra her iki neslin tasarımları içerisinde bulunduğumuz dönem ve kültürün özelliklerini yansıtan değerli parçalar olarak nitelendirilecek.

Buket Hoşcan Bazman -DROP masa
Ø 120 x 37 cm
Mermer, Lake masif ahşap
Geleneksel tasarım anlayışına karşı, modernist ve yalın çizgileriyle belirgin bir sadelik sunar. Elde oyulmuş mermer disk, tasarıma doğanın desenlerini ekleyen ana görsel öğeyi oluşturur. Boşluk bölgeleri küçük ev aksesuarlarını organize etmeye yardımcı olurken, altındaki gizli tekerlekler hareket kolaylığı sağlar.

 

Gözde Kavalcı Eren - Hanging Marble Masa

98 x 60 x 82 cm
AkdoLAM mermer-fiberglas laminat, Metal profil
AKDO için bir Ar-Ge sürecinin parçası olarak tasarlanan masa, katmanlı ancak ince bir malzeme olan mermer laminatın kullanılmasıyla geliştirildi. Mermerin fiberglas ile birlikte ince bir yüzey olarak kullanılabilmesi, kütlesel ve katı özellikteki malzemenin akışkan formda, yumuşak bir şekilde dökülürcesine kıvrılmasını mümkün kıldı. Üzerindeki ince katmanı montaj gerektirmeden taşıması için, ayaklar bükülerek biçimlendirildi.

Ela Cindoruk - Moily Blues / Wall Jewels
Ø 60 cm
Pirinç
“Wall Jewels” serisi, tasarımcının gelenekselden beslenen geometrik desenleri çağdaş tasarıma taşıma yaklaşımının bir devamı. Cindoruk, mücevher tasarımlarındaki ifade biçimini 2014’te iç mekanlara yansıtmaya başladı. Lazer kesim ve el işçiliğinin birlikteliği ile üretilen parçaların her biri dantel desenlerini metal malzemeye büyük ölçeklerde dönüştüren ve iç mekanlara dinamik bir nüans getiren eşsiz birer obje.

 

Özlem Yalım - B1 El Yapımı Yorgan
205 x 205 cm
Tekstil
Siyah, gri ve beyazdan oluşan tamamen yeni bir renk aralığındaki kumaşlar ve farklı renklerdeki nakış iplerinin kullanıldığı bu yeni yorgan tasarımı geleceğe dair ve modern desenlerden oluşuyor. Geleneksel Türk yorganlarına göre daha dinamik bir tasarıma sahip olan yorgan, %100 doğal malzemeden el işçiliğiyle üretiliyor. B1 yorgan, Türkiye’deki geleneksel yorgancılık zanaatinin çağdaş bir yorumu.

Mevce Çıracı - Fire and Ice
7.5 x 8.5 x 14.5, 8.5 x 8.5 x 11 cm
Cam
Şamdanlar modüler bir tasarım yaklaşımıyla Çift 1 ve Çift 2 olmak üzere iki çiftten oluşuyor. Çiftler yalnız başına ya da diğer çiftler ile birlikte sonsuz kombinasyonlar yaratmak için kullanılabilir. Tasarım FIELDS’ın bilgisayarlı hesaplamayla oluşturulan desen temelli geometrilere odaklanan imza yöntemine örnek teşkil ediyor. Zanaatle üretilen camların dökümü için dijital olarak üretilmiş kalıplar kullanılıyor.

Melike Altınışık - SPIRA
300 x 120 cm
Cam, Çelik
SPIRA, tasarıma yenilikçi bir yaklaşımla geliştirilmiştir. İşlevi ile aynı dili konuşan akıcı ritme sahip tasarımı, strüktürü mekanlaştırırarak sürekli, akışkan ve dört boyutlu bir forma dönüştürüp farklı kullanıcılara aynı mekanda farklı deneyimler sunmayı hedefler. Kendisini oluşturan çoklu çizgisel elemanlar ile bunları destekleyen iki eğrisel elips arasında zarif bir dünya yaratır.

 

Sema Topaloğlu - The Old Lady
140 x Ø 26 cm
Cam, Mermer, Pirinç

 

Sergi 2 Aralık 2017 tarihine kadar ECNP Galeri'de izlenebilir.

 

 


DAY Studio mobilyalarını ilk defa ECNP Galeri'de sergiliyor.. February 22 2017, 0 Comments

 

23 Şubat 2017'de açtığımız DAY Studio'nun 'Volumes and Voids' sergisi, stüdyonun kurucuları Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem'in ilk aksesuar ve mobilya koleksiyonu. İlk olarak limitli ürettikleri sehpa ve masa üzeri aksesuarlardan oluşan koleksiyon DAY Studio’nun İstanbul ve İstanbul’daki zanaat kültürüne yansımada bulundukları AVLU projesinin Pratik devamı niteliğinde.

 


'Avlu projesindeki çalışma prensibimiz gündelik pek çok yerde satılabilir bir koleksiyon yaratmaktı. Galerilerde bulunmasını hedeflememiştik ancak bu süreçte ECNP Galeri ile tanışmamız bize gündelik ürünlerin dışına çıkıp daha sofistike objeler yaratmak için bir platform oluşturdu. Biz de Avlu’da tasarladığımız bir koleksiyon olan, şehirden ve İstanbul’daki sokak satıcılarından, çarpıklıklardan ve şehrin dokusundan esinlenerek yarattığımız 'Esnaf Koleksiyonu'nun editionlarını yapmaya karar verdik. Yaptığımız çalışmalara malzeme ve boyut anlamında biraz daha deneysel bir yapı katarak bir galeri bağlamında yorumlama fırsatı bulmuş olduk.'


 

'Avlu projesinde tamamen İstanbul ve Türkiye’deki zanaat kültürü üzerine çalıştık bulgularımız üzerinden üretim haritası ve malzemelerimizi çıkarttık. Bu çıktıya göre ürünlerimizi çalıştık, ustalarla yakın olarak çalışıp gerçekten onların yeteneklerini yansıtan, Istanbul’da tasarlandığı kimliğine yansımış, ancak güncel objeler yarattık.'


 

'İTÜ’de tanıştık ve ECAL’de de yüksek lisansımızı birlikte yaptık. Yüksek lisans süresince güncel tasarım markaları ve ünlü tasarımcılarla birlikte çalışma fırsatımız oldu. Bu süreçte Türkiye’de ne yapabiliriz diye çok düşündük ve kendi kültürümüze uzaktan farklı bir bakış açısı yaratmış olduk. Tasarım maalesef ülkemize hala yabancı bir olgu özellikle Avlu markamız ile bilinen ikonları kullanmadan modern Türk tasarımı üzerine bir deneme yapmayı hedefledik.'

 

 

'Biz tasarımı kişisel olarak yeni şeyleri keşfetmeye yönelik bir araç gibi görüyoruz. Yeni bir projeye başlarken konu ile ilgili her türlü bilgiyi toplayıp özümseyip aralarından kendimize yol çizmemize yarayanları çıkarıp bir harita çiziyoruz öncelikle, form ve tasarım ile ilgili diğer süreçler bunu takip ediyor. Fiziksel olarak tasarım süreci başladığında ise objenin sadece gerekenleri kapsadığı kullanıcıyla saf bir nitelikte iletişime geçebilecek bir görünüm ve hissiyata sahip olmasına onem veriyoruz. Malzeme ve ürüne kattığımız hikayeyi kendi tarzımızda yorumlayıp ortaya bizim için konunun özü denebilecek işler koymaya çalışıyoruz.'



'Sürecimiz genellikle çizim-maket-üretici ziyaretleri ile geçiyor. Tasarıma başlamadan önce üretimi anlayıp neler yapabileceğimizi anlamayı tercih ediyoruz. Zamanımızın büyük çoğunluğunu ister bir metal işleyen fabrika olsun, ister küçük bir ahşap atölyesi, üretimin kabiliyetlerini ve çalışma prensiplerini anlamaya ayırıyoruz. Özellikle çalışmadığımız yeni bir malzemeyle çalışırken bu süreç daha da heyecanlı oluyor. Tasarım, bu birikim sonucunda, ihtiyacı da iyi belirledikten sonra çıkıyor.'


 

'Şu anda zanaat eksenli çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Bu alanda farklı tipolojilere de yöneldik, tekstil ile ilgileniyoruz. Daha çok Anadolu’da kullanılan teknikleri araştırıyoruz ve bunlardan yola çıkarak yeni projeler yaratmak istiyoruz.'
 
Sergi 18 Mart'a kadar gezilebilir.

Büyülü Gerçeklik ile sergilerimize başladık November 21 2016, 0 Comments

 

Ülke ve dünya gündeminin çok yoğun, ama iş dünyasının göreceli sakin geçirdiği bir yazdan sonra sergilerimize 27 Ekim'deki Demirden Design'ın 'Büyülü Gerçeklik' enstalasyonu ile başladık. 

Ürün, mekan, mağaza, sergileme ve marka tasarımı ağırlıklı projeler yapan Demirden Design multidisipliner bir tasarım ofisi.


if gold tasarım ödülü de dahil 18 uluslararası tasarım ödülüne sahip olan Demirden Design işlerinde doğadan ilham alıyor. Yaratıcı, özgün ve yalın düşünsel kavramlar ile yeni deneyimler ve anlamlar yaşatmak için tasarlıyor, amaca uygun ve yenilikçi üretim teknolojilerini kullanıyor.



Sergilediğimiz ilio markası ürünlerinin mottosu 'the story with in' 'içindeki hikaye'.
Çok katmanlı hikayeleri ile ürünler ağırlıklı olarak masa üstü tasarım ürünlerinden oluşuyor.  Özel kurşunsuz camdan ve köklü bir gelenekten gelen ustalar ile el imalatı yöntemi ile tititzlikle üretiliyorlar.

Sergi bir enstalasyon ruhunda 'magical realism' 'büyülü gerçeklik' adı altıda bir doğa soyutlaması yapmaktadır. 

ilio ürünleri için tasarlanan bu enstalasyon aynı zamanda ilio ürünleri içindeki büyülü gerçekliğe gönderme yapıyor.
İf gold ödüllü ilio twig taburenin sazlık bir doğaya yaptığı gönderme tüm enstalasyonda bir göl ve sazlığa dönüşüyor ve tüm diğer ilio ürünleri birer canlı gibi bu doğal ortamda yerini buluyor.


Tasarımını yaptığımız Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü sahibini buldu. April 12 2016, 0 Comments

 

İki yıldır tasarladığımız, Sabancı Üniversitesi'nin sayın Sakıp Sabancı anısına verdiği Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödül töreni dün yapıldı. Bu yıl 'Türkiye'de Yeni Merkezler: Kentlerde Ekonomi, Eğitim, Sanat ve Barış' konusunda verilen ödüllerde, Jüri Özel Ödülü'ne ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli değer görüldü. Törenin ve ödülün bu yıl da parçası olmaktan dolayı mutluyuz...


Kilims by Alev Ebüzziya April 05 2016, 0 Comments

 

 

ECNP Galeri will exhibit the kilims of Alev Ebüzziya, a prominent ceramic artist who designed “simple, ‘non-designer’, diligent kilims for everyone…”.

 

“Two years ago, I went to dhoku’s store at the Grand Bazaar to find a kilim. I asked them if they would weave a tailor-made kilim for me and they said yes. I asked for a pencil, a piece of paper, a ruler and color samples, sat down on the floor and designed the kilim I wanted while drinking tea! What a special treat it was!!! 

When they asked me if I would be interested in designing other kilims, I said I’d love to.

 

dhoku is a motivated and open-minded company which has been creating successful works in its workshop for years. I went back to Paris and spent my whole time designing kilims. My wish was to see the production of non-designer, simple and affordable kilims that can be used anywhere. Easier said than done! I do hope that I reached my aim!”

 

Alev Ebüzziya’s kilims combine design with a traditional production process, use organic, pure and the most natural wools colored with plant dyes except some special hues. The exhibition will open at ECNP Gallery at 18:00 on 7 April 2016.

Alev Ebüzziya 

(with the permission of Galeri Nev Istanbul)

Alev Ebüzziya Siesbye was born in 1938. From 1955 to 1958 she studied sculpture at the Istanbul Academy of Fine Arts. She spent two years as a production worker in the ceramic factories at Höhr-Grenzhausen. In 1963 she moved to Copenhagen, where she worked first for the Royal Danish Porcelaine Factories and since 1969 has her own private workshop. She has designed for both Rosenthal and Royal Copenhagen. 

The work of Ebüzziya reaffirms the essential need for the memory. Not the immediate memory that keeps us functioning conveniently from day to day, but above all the atavistic, remote memory; growing slowly by sedimentation, the memory both of techniques and of feelings and ideas that ensure the permanence of mankind as eternal creator, the most perfect approximation to any concept of God, universal.

In the year of 2002, she has a retrospective exhibition at the Danish Museum of Decorative Art in Copenhagen followed by an other retrospective at Turkish and Islamic Arts Museum in Istanbul.

Her works are included in the collections of Museum of decorative Arts, Copenhagen; Museum Boymans van Beuningen, Rotterdam; City Museum, Helsingborg; National Museum, Stockholm; Museum of Decorative Arts, Cologne; Victoria & Albert Museum, London; Kunst Museum, Aarhus; Palmer Museum of Art, Pennsylvania State University, Pennsylvania; Museum of Decorative Arts, Ghent; Hetjens Museum, Düsseldorf; Museum of Decorative Arts, Hamburg; Kestner Museum Hannover; L.O. Skolen, Helsingör; Danish State Art Foundation, Copenhagen; Museé Bellerive, Zürich; Museum Het Kruithuis, Hertogenbosch; Nordenfjeldske Kunstindustrimuseet, Trondheim; Württembergisches Landesmuseum, Stuttgart; Kunstmuseet Trapholt, Kolding; Vestlandisk Kunstindustri Museet, Bergen; Coburg Museum, Coburg; Los Angeles County Museum of Art, Los Angeles; F.N.A.C. for Museé des Arts Décoratifs, Paris; Schleswig-Holsteinisches Landesmuseum, Oslo; Kunst Industri Museum, Oslo; Princessehof Museum, Leuwarden; Cooper-Hewitt Museum, New York; Royal Scottish Museum, Edinburg; Ulster Museum, Belfast and State Museum of Painting and Sculpture, Ankara.

Since 1987 she lives and works in Paris.

dhoku

With three generations of Turkish rug experience in his family, Memet Gureli started his own rug company in 1989. After years of success, Memet recognized the new trends in home furnishings and designs and wanted to move his company toward contemporary rug production. In 2002, a new product line was launched called EthniCon Vintage, beautifully blending antique, ethnic Turkish kilims into one-of-a-kind contemporary pieces. A new shop was opened in the Grand Bazaar featuring these new product lines. In 2007, a new brand called “dhoku”, which means “texture” in Turkish, was launched. The dhoku brand now includes seven product lines of stunning new contemporary rug styles, which are hand woven on looms in Anatolia or created by selecting amazing antique rugs and bringing them back to life.


Fikir Dökümü / Idea Casting exhibition is open December 18 2014, 0 Comments

We have made it! Fikir Dökümü / Idea Casting exhibition is open as of last Saturday.

We loved every step of the preparations, from 3D printing of the models, to casting, to the design of the exhibition components. We loved the idea so much that, we will do more of them, for sure...

 

The opening reception made it worth all the more. We were joined by so many friends and familiar faces, some of them visiting the new gallery for the first time. Most of the exhibiting artists were also present, they saw their pieces cast in bronze for the first time.

 

 

The exhibition is open until January 30, 2015.

 

 

Liquid error: Could not find asset snippets/currencies.liquid